Yolculuk

Kaç kez veda ettim bu şehre, hatırlamıyorum bile. Yalan yok sevemedim bir türlü bu şehri. O yüzdendir ki her veda aslıda bir kaçış gibiydi. Hiç sevmediğim ve yaşamak istemediğim İstanbul’u bile bu yüzden sever oldum diyebilirim. Ve hiç özlemedim bu şehri ve bu şehre dair anılarımı.

Güzel yurdumun dört bir tarafında güzel anılarım oldu. Belki de bir çok  kimseye nasip olmaz  böylesi. Cennet vatanın dört bir yanını gezmek, dolaşmak. Bütün güzellikleri yerinde tatmak. Van’da kahvaltı yaptıktan sonra Bitlis’de beş minareyi gezmek sonrasında büryan kebabından tatmak. Diyarbakır’da ciğer yemek, Urfa’da balıklı gölü ziyaret edip çeşitli kebapların tadına bakmak. İzmir’i teleferikten seyretmek, İstanbul boğazına Sefa tepesinden bakmak. Hopa’dan Samsun’a, Samsun’dan Sinop’a, Sinop’tan Zonguldak’a oradan da Kurucaşile’ye kadar tüm Karadeniz’i boydan boya geçmek. Çanakkale’de tarihin yazılışına tanık olmak.  Konya’da Mevlanayı, İstanbul’da Sultan Ahmet’i görmek. Güneşin batışı her seferinden farklı mekanlardan seyretmek.  Ve birbirinden güzel ve değerli anılar.

Çok yolculuklar yaptım. En çokta trenleri sevdim. Ama şimdiki yüksek hızlı trenleri değil tabi kide. Yavaş ama  geniş koltuklu ve güzel manzaralı trenleri sevdim. Yolculuk ettiğinin farkına varıyor insan, o trenlerin içinde. Karaelmas ekspresi, Fatih ekspresi, Anadolu ekspresi. Hepsinde ayrı anılar, ayrı vedalar ve kavuşmalar…

Bir şiir vardı, sanki birazcık da olsa beni anlatan;

bir menzil bir başka menzile,
bir kilometre başka kilometreye değiyordu.
kalbimden acılı şarkılar geçiyor,
sigaramın dumanı akşamla gülüşüyordu.  yoldaydım…

 

Her ne kadar sigarada kullanma alışkanlığım olmasa da bu şiir biraz beni anlatıyor diyebilirim.  Bir şehre veda ederken diğerine merhaba dedim sürekli. Kilometreler birbirini kovaladı adeta. Zamanda onunla beraber tabi ki. Kısa ve soğuk ihtiyaç molalarında bile zaman hiç ama hiç durmadı.

Ve şimdide veda ediyorum bu şehre başka bir yolculuk ile. Bu yolculuk şimdikilere göre çok daha farklı bir yolculuk. Bu seferki yolculuk biraz uzun ve hüzünlü sürecek. Kader bu,  kim bilir belki de hiç bitmeyecek.  Bu zamana kadar çok fotoğraf çektim, şiirler yazdım, yollar gezdim. Artık hepsi bir süre geride kalacak. Mermi sesleri, barut kokusu, sabah içtiması olacak onların yerine. Belki bir sınır karakolunda bir nöbetçi, belki karargah da bir yazıcı. Kim bilir belki de sevdiklerimi korumaya çalışırken kör bir kurşunun hedefi olacağım. Her şeyden önce her Türk erkeği gibi Mehmetçik olacağım…

Category: Seyir defteri
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>