Archive for the Category » Çalışmalarım «

Gezigen

Son bir kaç yıldır gittiğim yerlerde fotoğraf makinemi yanımdan ayırmaz oldum. Seyehat etmeyi belki de en çok bu yüzden sevdim. Gezdiğim gördüğüm yerleri sürekli yanımda taşımak, zaman zaman onları seyretmek bana ayrı bir keyif veriyor. Özellikle memleketimin eşsiz güzellikteki  fotoğraflarını seyrederken arkadan gelen tulum sesi, uzaklarda da olsam beni memleketime bir götürüp bir getiriyor. O yüzdendir ki fotoğraflar anı ölümsüzleştiriyor.

Fotoğraf çekmek her zaman tatlı yanları olmuyor. Zaman zaman üzüntülü zamanları da olabiliyor. Fotoğraf konusunda en çok üzüldüğüm nokta, beş bin adet fotoğrafımın bozulan harddiskimin derinliklerinde yatıyor olması. Bu fotoğrafların en büyük iki özelliği; biri kendime ait makinem ile çektiğim fotoğraflar diğeri ise de güzel ülkemin dört bir yanında çekmiş olduğum fotoğraflar olmasıydı.

O zamandan bu zamana kadar iki bin sekiz yüz fotoğraf çekmiş olmam en büyük tesellim olmuştur. Artık işimi sağlama alıp fotoğraflarımı olabildiğince yedekliyorum. Yedeklemenin ötesinde fotoğraflarımı www.gezigen.net  fotoğraf galerisi üzerinde yayınlamaya başladım.

Sitemin ismine, sürekli geziyor olmamdan esinlenerek, gezigen adını verdim. Ölümsüzlüğü ve doğayı temsil etmesi nedeni ile çınar ağacı figürünü gezigen’in sembolü yapmayı uygun gördüm. Sitedeki fotoğrafları sevdiklerinize e-kart olarak gönderebileceğiniz gibi facebook ve twitter hesaplarınız aracılığı ile tüm sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz. Ayrıca fotoğrafları puanlayıp yorum yapabilirsiniz.

 

Gezigen Yayın Hayatında

İşim gereği sürekli Türkiye genelinde sık sık seyehatlare çıkarım.  İş için gezerken elimde fotoğraf makinesi ile fırsat buldukça fotoğraf çekerim. Ancak 2006-2007 yılları arasında çekmiş olduğum Türkiye geneli yaklaşık 5.000 adet  Hard diskimde buluyordu. Hard diskim çalışma esnasında talihsiz bir şekilde yere düşünce tüm resimlerime elvada demek zorunda kaldım .  Kurtama işlemi ise maddi bütçemi aşınca kurtarma işlemi ertelemek zorunda kaldım. Kim bilir belki günün birinde kurtarabilirim. İşte o talihsiz kazadan dolayı Gezigen projemde yarım kalmış oldu.

Son altı ayda tekrar Türkiye geneli fotoğraf çekme fırsatı yakadım ve yakşalık 1.500 adet fotoğraf ile www.gezigen.net yayın hayatına girmiş buluyor. Bu sitede benim ve kardeşim Özgür Kuru‘nun çekmiş olduğu fotoğraflar yer alacaktır. Türkiye geneli fotoğraflar ile www.gezigen.net sitesinde fotoğraflar artmaya devam edecektir.

www.gezigen.net sitesine üye olarak resimleri oylayabilir veya yorumda bulunabilirsiniz. Şuan için üyelerin fotoğraf göndermesi mümkün değil ancak sizlerden gelen talepler olursa sitemizi sizlerin hizmetinize açabiliriz…

www.ozgece.net

Profosyonel iş yaşamıma liseyi bitirdiğimde başlamıştım. İşim gereği sürekli olarak şehir dışına gidiyordum.  Zaman zaman eğlenceli zaman zaman sıkıcı iş seyehatlarım oldu. Şiir yazmayada o zamanlar başlamıştım.

Bundan çok değil 9 yıl önce yani 2000 yıllardı. O zamanlar mp3 çalarlar bu zamanlar kadar ucuz ve revaşta değildi. İyi kötü bir bir sony wolkman alabilmiştim. İşte ozamanlar yanımdan ayırmadığım yeşil çanta bana sürekli yoldaş oluyordu. İçerisinde Cengiz KURTOĞLU’nun o güne kadar çıkan tüm albümleri, sony wolkman ve kalem, kağıt. Bu çantave  içindekilerle beraber, benimle tam 3,5 sene Türkiye’yi  gezdi. Bu 3,5 sene içerisinde tam 150 adet şiire imzamı attım.

Kah otobüste, kah gece otel odalarında;  kullağımda Cengiz elimde kalem ve kağıt, duygularımı döküyordum. İşten ayrıldıktan sonra yeşil çanta bir köşede kaldı. Albümleri arkadaşlara dağıttım. Şiirlerimi rafa kaldırdım. Yeşil çanta ise içi boş bir şekilde odanın bir köşesinde öylece sessizce duruyor.

Uzun zaman olmuştu Cengiz KURTOĞLU’nu dinlemediğim. Tabi geçen sene Arhavi’deki Cengiz konserini saymazsak. Bugünlerde kulağıma Cengiz melodileri girince o eski günler aklıma geldi.

Unutulan, Duvardaki Resim, Nasıl Unutacağım, Kabul Edemem dinlediğim en hit parçalardı. Dinlemediğim şarkısı yoktu elbette. Aradan o kadar zama geçmesine ve defalarca dinlememe rağmen sanki ilk kez dinliyormuşcasına zevk ve heyacan duyuyorum. Bilmiyorum belkide Cengiz abimizin o içten söylemesi beni benden alıp gidiyor.

Şiir yazmak için insanın içini bir şekilde dışa vurması gerek sanırım. Cengiz melodileri içimi dışarı vuran notalardı. O söyledikçe ben yazıyordum, ben yazdıkça o söylüyordu.

Şiirlerim rafta sessiz ve sakin duruyorken, bir gün şiirlerim hepsini birine hediye ettim. Kime hediye ettiğimi söylemiyorum. O kendini nasıl olsa biliyor.Her ne kadar şiirlerimi hediye etmişde olsam şiirlerim gizli kapaklı durmaktan sıkıldığını düşünüyorum. Artık gün yüzüne çıkmanın zamanı geldide geçiyor. Bunun en kolayı bir web sitesi hazırlayıp orada yayınlamaktı. Ve şiirlerimi www.ozgece.net adlı şiir sitemde yayınlamaya karar verdim.

Bu sitede sadece benim şiirlerim olmamalıydı elbette. Benim gibi şiir yazan ve bir şekilde gün yüzüne vurmak isteyenlerin şiirleride bu sitede yer almalıydı. www.ozgece.net sitesini bu yönde hazırladım ve yayına koydum.

Şu günlerde kardeşim Özgür KURU ile siteyi baştan aşağı yapılandırmaya soktuk.  Biz siteyi yapılandırırken şiir sevenlerde şiirleri hem okusun hemde yayınlabilsinler diye siteyi pasif duruma düşürmedik. Sitemiz elimizden geldiği sürece sürekli açık olacaktır.

Şiirleri ile www.ozgece.net‘e destek veren herkese teşekkürü borç bilirim………