Türkiye’nin hemen hemen yarısını gezmeme rağmen Ankara kadar medeniyetten, saygıdan yoksun bir şehir daha görmedim. Yaz mevsimi geldiğinde sokak aralarında ses düzeyi çok yüksek bir o kadar da kalitesiz müzik pardon ona müzik denmez, denilemez. Gürültü eşliğinde düğün yapılıyor. Sabahtan akşama kadar davul ve zurnanın çıkardığı gürültü yetmezmiş gibi ne söylediği belli olmayan ucuz şarkıcalar insanı çıldırtmaya yetiyor. Kentte yaşıyoruz güya. Hastası olan, bebeği hatta cenazesi olan insanları düşünmeden gürültü yapmaya ve bunun adına düğün eğlence demeye kimsenin hakkı yok. Bütün bunları geçiyorum Elhamdülillah Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Davul ve zurna yüzünden çevremdeki beş cami’den okunan ezanları duyamıyoruz. İnsanlara saygınız yok bari Ezan’a insanların kutsal değerlerine saygınız olsun…
Bir de Ankara Havaların da söylenen şarkılara bakın Allah aşkına. Şarkı sözlerinin içinde rakı, şarap ve bilumum ahlaksız sözler. Bunlar bir Türk’ün meziyetleri olamaz, olmamalıdır. Şu yazıyı yazdığım sırada çalışana şarkı “bas bas paraları Leyla’ya”. Ben bulunduğum konumdan göremiyorum ama eminim bu şarkı eşliğinde oynayan insanlar vardır. Allah aşkına bu şarkı ile ne denmek isteniyor. Kim bu Leyla. Senin annen, kardeşin, arkadaşın veya her hangi bir kız olabilir. Ve sen bütün bunları düşünmeden şarkıyı söylüyor ve üzerine oynuyorsun. Her zaman derim. Bir toplumun karakterini öğrenmek istiyorsan o milletin şarkılarına, türkülerine, şiirlerini bakmanız yeterlidir…..
Düğün yapmak, eğlenmek elbetteki herkesin hakkı. Ama bu hakkı kullanırken başkalarını hakkını çiğneyerek yerine getirmek doğru bir davranış değildir. Çevredeki insanların hastaları, yeni doğmuş bebekleri hatta cenazeleri olabilir. Bunu düşünerek hareket etmeliyiz. Maalesef ki yıllardır Başkentteyim ama o günden bu güne bir gün olsun Başkente yakışır tavır ve davranış görmedim.
Sokak eğlenceleri güzel olur. Ama Ankara’daki gibi değil. Daha güzel ve kaliteli enstrümanlarla ve insanları rahatsız etmeden, davetkar bir şekilde ve makul sürede yapılmalıdır. Başkentimiz de bu tür aykırı davranışlar sergilenmeye devam ettikçe bırakın Avrupa Birliğine girmeyi, bu dünyada yatacak yerimiz yok.
Çok şey istemiyorum. Ülkemin Başkentinde biraz medeniyet istiyorum o kadar……
Not: Bu yazıyı yazdığım gün kutsal Beraat Kandili. Yazıyı okuyan herkesin Beraat Kandilini kutlar, bu gün edeceğiniz tüm duların kabul olmasını Allah’tan niyaz ederim..
Ankara’da yaşayan birisi olarak söylediklerinize tamamen katılıyorum. Bunun maddi durumla flan alakası yok. Tamamen kültür problemi. 19 yaşındayım ve yaşıtım olan insanlar elde son model cep telefonu o sözleri dinleyip tek başlarına oyun havası oynuyorlar. Hangi moron elde telefon tek başına halay çekmeye çalışır? Hem halay başı hem halay sonu olmak hoşuna gidiyor sanırım..
Özellikle yaz aylarında düğünler insanı odasında sövdürüyor. Aynı sokakta 3 düğün olduğunu bilirim. Düğündeki sözleri duysanız zaten, arada diyorum ki; bunlar kendi aralarında atışıyor mu ?
Evlilik dediğimiz şey kutsaldır. Bir çok insan için hayatta bir kez olur. Ve bir kez olan şeyler iyi değerlendirilmelidir. Eğer bir evlilik yapacaksam, aradan uzunca bir süre geçtikten sonra, geriye baktığımda güzel ve romantik anıların olmasını isterim. Bu sözlerin değil;
1.Parça ;
Vicdansız sürtük, bir zamanlar seninle ne günler gördük.
(Bu arada, sözde sanatçı bunu söylerken gelinde damatla birlikte dinlemekte..)
2. Parça ;
Ankara’nın kavşakları, meşhurdur yavşakları..
(Umarım küfür olarak görüp düzenlemezsiniz. İnsanlar düğününde çalıyorlar..)
3. Parça ;
Saat beşe varınca, basıcan pompayı..
(Saat ? , Pompa?)
Ve daha hatırlayamadığım bir çok şey.. Ankara’da yaşayan birisi olarak çevreme baktığımda kendimi aykırı görmeye başlamıştım. Böyle başlıklar görmek, insana mutluluk veriyor. Hâla “normal” vatandaşta varmış bu ankara’da diyorum.
Bu nasıl müzik zevkidir, nasıl evliliktir arkadaşım ??
Bu durum heryerde var. ankaraya mahsus bişey değil.
dediklerine kesinlikle katılıyorum.
Kusura bakmayın o dediğiniz köy yerlerinde kır düğünü olur ve gayet de kaliteli olur. Kentin ortasında olmaz. Zaten sokakta yaptıklarında masraf ediyorlar. Aynı masrafın biraz fazlasını vererek düğün salonu tutulabilir ve kimse rahatsız olmaz.
Kaliteye gelince Ankara oyun havalarındaki sözlerde zaten kalite yok. Değil sokakta sarayda yapsanız kaliteli olmaz….
Valla insanlar normal şartlarda ömürlerinde bir kez eğleniyorlar, bende o günde insanların gürültü patartıyla evlenmelerini anlayışla karşılıyorum gece 1 de olsa. Herkesin düğününe kaliteli bir müzisyen, orkestra getirme, salonda düğün yapma gibi şansı yok. İmkanları olmayan kimseleri medeniyet görmemiş olarak nitelemeniz yanlış. Kusurabakmayın yazınız çelişkilerle dolu.
O medeniyet başkent`e 29 Mart Yerel Seçimlerinden önce gelirdi-gelseydi.. Ben her uğradığımda daha berbat bir Ankara görüyorum.
Küçüklüğüm Ankara’da geçti sayılır. Sırf Ankara oyun havalarından dolayı yıllarca sazdan nefret etmişimdir. Hatta babamın bir sazı vardı. Saz kursuna göndermek istemişti o zamanlar. O zaman saz sadece Ankara oyun havalarında ait bir şey sanıyordum. Çocuk aklı işte
Sazın güzel bir enstrüman olduğunu yıllar sonra öğrenebilmiştim. Ama iş işten geçti bir kere…
“arabada beş evde on beş” şarkının adına bakarmısınız Allah aşkına. Birde bunu üzerine göbek atıyorlar. Bu ne demektir. Göbek atıyorum arabada 5 evde on beş …… neyse gerisi yazmayayım. Harbiden rezalet başka bir şey değil…
doğru söze ne denir ? Bu durumun bir benzerini biz de İstanbul’da yaşıyoruz…
değerlerimize olan bağlılığınızdan dolayı müteşekkirim. ben de bursa da ikamet etmekteyim ne yazık ki burada da durum pek de iç açıcı sayılmaz. bizlere düşen elimizden geldiğince toplumu bilinçlendirmek ve toplu yaşam kurallarını uygulayıp uygulatma çabasında olmak. saygılar.
Tam olarak duygularıma tercüman olmuşsun bu yazıyla. Şuan da bağlama kursuna gidiyorum ve bağlamayı sırtımda gören herkes o bahsettiğin oyun havalarından çalmamı istiyor. Bende bilmiyorum deyip geçiyorum
Kursa başlarken hocamızın ilk sözü “arabada beş evde on beş öğretmem” oldu. Bende “öğretirsen burayı terk ederim” dedim